Londra tarihinden silinmiş lezbiyen punklar: Asi Lezzolar

1980’lerde Brixton, cinsel politikalarını işgal evi kültürüyle birleştiren bir grup radikal lezbiyene ev sahipliği yaptı. Kendilerine “Asi Lezzolar” ismini veren grupla tanışın.

1980’lerin başında pek çoğu hala ergenliğinde olan genç eşcinsel kadınlar için Londra, çeşitliliği ve vaat ettiği deneyimler bakımından çok cazip geliyordu. Brixton ve Hackney’deki işgal evlerinde yeni bir lezbiyen alt kültürü doğdu. “Hangi evlerin işgal evi olduğunu boyalı kapılarından ve pencerelerine asılan battaniyelerden anlayabiliyordunuz,” diye anlatıyor Siobhan Fahey. “Brixton’da yaşamak istiyordum, bu yüzden tek yaptığım sokaklarda gezerek insanlara işgal evlerine taşınıp taşınamayacağımı sormaktı.”

Fahey, henüz bir ergenken Liverpool’dan Londra’ya gelmiş. O zamanlar eşcinsel olmak tehlike demekti. Eşcinsel erkeklerin seks yapabilmesi henüz legal olmuştu, ancak 1988’de Margaret Thatcher 28. Paragraf ile homoseksüelliği “sahte bir aile ilişkisi” propagandası olarak niteleyerek yasayı yürüklükten kaldırdı. Bu olayla birlikte başkentin boş binaları cinsel açıklık, yaratıcılık ve aktivizm için güvenli alanlar halini aldı ve böylece Fahey’in daha sonradan isim annesi olduğu Asi Lezzolar doğmuş oldu. Motorcu ceketleri, zincirleri, kazıtılmış ve gökkuşağı renklerine boyanmış saçlarıyla Asi Lezzolar, 80’ler tutuculuğunun panzehiriydi. Şehir genelinde sadece kadınlara ayrılmış işgal evleri oluşturmayı başardılar ve Londra’nın ilk lezbiyen fetiş kulübünü açtılar.

Ancak bugünlerde bu öncü kadınlar tarihten adeta silindiklerini hissediyorlar. “Ortada bizimle ilgili ne bir kitap ne de bir makale var. Sanki onca şey hiç yaşanmamış gibi,” diyor Fahey. Ayrıca 1980’lerdeki işgal evi kültürüyle ilgili hikâyelerin çoğu zaman erkeklere odaklandığını ve kendilerine ait olan bu “punk-vari kesişimselci feminizm”in 90’lardaki Riot Grrrl hareketine katkıda bulunduğunu belirtiyor. Fahey, en nihayetinde eski Asi Lezzolar arasında yer alan kişileri bulmak için bir Facebook grubu kurmuş ve gruba neredeyse 200 kişi katılmış. Şimdi ise hikâyelerini anlatmak için bir belgesel hazırlıyor.

Asi Lezzolar’ın kökeni, ABD’nin nükleer silahlarını Berkshire’daki bir Kraliyet Hava Kuvvetleri üssünde barındırmasını protesto amacıyla ve sadece kadınların katılımıyla gerçekleşen Greenham Kadın Barış Kampı’na kadar uzanıyor. Kamp, konuştuğum pek çok kadının anlattıklarına göre tam bir feminist merkezi, cinsel yönelimini açıklama ve tek gecelik ilişkiler için buluşma noktasıymış.

 

Asi Lezzo ve Fisch adıyla bilinen Karen Fischer, pek çok lezbiyen kadın için Greenham’e gitmenin büyük bir özgürlük meselesi olduğunu dile getiriyor. “Issız bir adada tek başınızayken bir anda sizin gibi bir sürü insanın peydah olması gibi bir şeydi,” diyor. “Şekerleme dükkanına düşmüş bir çocukmuşsunuz gibi düşünün. Gençtim, güzeldim. Yani ne kaybedebilirdim ki?”

Ancak risk barındıran çok şey vardı. “Eğer insanlar eşcinsel olduğunuzu öğrenirlerse işinizi kaybedebilir, çocuklarınız elinizden alınabilirdi,” diyor Fisch. “Hayatlarımız, yaşam tarzlarımız yüzünden politikleştirilmişti.” Asi Lezzolar’dan biri bana Lezbiyen Destek Yürüyüşü’nün neofaşistler tarafından yakından takip edildiğini söylüyor.

Asi Lezzoların “politik yaşamlarının” birleştirici unsuru Londra’nın işgal evi kültürüydü. İşgal evi hareketi 2012’de suç ilan edildi, ancak 80’lerde ekonomik zorluk çeken gençler için temel bir yaşam tarzıydı. 1980’lerin başında 30 binden fazla kişinin Londra’daki işgal evlerinde yaşadıkları söyleniyor. Üç milyon işsiz İngilizin bulunduğu o dönemde, bir kuşağın sanatçıları, aktivistleri ve müzisyenleri şehrimizin işgal evlerinde büyüdü. Greenham’daki kadınlar Londra’ya gelmeye başlayınca burada da radikal bir grup ortaya çıktı.

Fahey, ironik bir şekilde hiç kimse tarafından kullanılmayan bir kira yardımı ofisinde ve aynı zamanda Brailsford Road’daki çok tanınmış bir evde yaşamaya başlamış. “İşgal evleriyle dolu bir sokakta yaşıyor, her akşam birimizin evinde yemek pişiriyorduk,” diyor ve evinin alt katında müzik grubu için bir prova odası dahi bulunduğunu anlatıyor. “Açık ilişki içinde olan pek çok kişi vardı,” diyor Fahey. “Günlerce süren partiler düzenliyorduk.” Her şey güllük gülistanlık değildi elbette; uyuşturucu, AIDS ve evsizlik topluluğu etkileyen faktörlerdi.

Asi Lezzolar, seks konusundaki açık fikirleriyle tanınıyordu. Londra’nın ilk lezbiyen fetiş kulübü Chain Reactions’ı açtılar. Kulüp, daha tutucu olan diğer lezbiyen grupları arasında büyük olay yarattı. Fahey, bu itirazların gecenin başarısına katkıdan başka hiçbir işe yaramadığını belirtiyor. Her hafta farklı bir “seks kabaresi” konseptiyle kulüp dolup taşıyordu. “Kadınlar gruplar halinde kulübe geliyor, ilişki içerisine giriyor, bazen aşık oluyor bazen de birbirlerinden nefret ediyorlardı,” diyor gülerek. “Kapıda lezbiyenlerin yaptığımız şeyi yapmaması gerektiğini, çünkü bunun ‘doğru bir hareket olmadığını’ söyleyen diğer lezbiyen gruplardan gözcüler oluyordu.”

Diğer bir popüler gece ise organizatör Yvonne Taylor’ın Brixton Kadın Merkezi’nde düzenlediği Systematic gecesiydi. “Bizimki diğer kulüp gecelerinden farklıydı,” diyor Taylor. “Çünkü bizimkine her türden kadın katılıyordu: siyahi, beyaz, genç, yaşlı, butch ve femmeler.” Taylor hala her ay Supersonic adında bir gece düzenliyor ve son yıllarda Londra gece hayatının daha kapsayıcı olmasından keyif aldığını belirtiyor. Londra’nın LGBT+ gece hayatıyla hala içli dışlı olan tek Asi Lezzo o değil, Fisch de hala drag kralı Frankie Sinatra olarak performans sergiliyor.

Eğlencenin dışında Asi Lezzolar’ın hayatları punk grupları ve protestolar üzerine kuruluydu. Irkçılık karşıtı, “Bombaları Durdurun” ve “Lezbiyen ve Geyler Madencileri Destekliyor” gösterilerinde ve ilk Onur Haftası yürüyüşlerinde yer aldılar. Asi Lezzolar’dan Atalanta Kernick, “Elimde ‘Brixtonlı Lezzolar Ezilmiş Kahyalar İçin Eşit Ücret Talep Ediyor’ yazılı pankart tuttuğum bir fotoğrafım var,” diyor. “Kadınlara yaptıkları ev işleri için ücret talebinde bulunduğumuz kampanyaya esprili bir atıfta bulunuyordum. Pembe ve üzerine kediler işlenmiş bir ağdan yaptığımız başka bir pankartımız daha vardı. Onda da ‘Brixtonlı Lezzolar Kukularınızı Öttürüyor’ yazıyordu.”

Kernick, asit yeşili mohikan saçlarıyla henüz bir ergenken 1985’de Greenham Kadın Barış Kampı’nda tanıştığı bir kadınla ilk işgal evine taşınmış. “Birinci katların pencerelerine tırmanır, güvenlik kapılarını paramparça eder ve kilitleri değiştirirdim. Bina bakımı konusunda master yaptım, ardından da doğramacılık, elektrikçilik ve sıhhi tesisatçılık geldi.” Kernick, işgal evleri sayesinde öğrendiği becerilerini işe ve paraya çeviren kadınlardan sadece biri.

Asi Lezzolar: Kernick, Fisch (sol), Fahey, Taylor (sağ)

Kernick bir süre sonra Londra’dan ayrılmış ancak o dönem, kişiliğinin kilit parçası olarak kalmış. 15 yıl kadar kuzeyde yaşadıktan sonra başka bir Asi Lezzo için şehre dönmüş. “18 yaşındayken işgal evlerinde onunla sürekli flörtleşiyorduk,” diyor Kernick gülümseyerek. “Beş yıldır birlikteyiz.”

Fahey için de Asi Lezzo yılları önemini koruyor ve filminin günümüz eşcinsel aktivistleriyle bağ kurmasına yardımcı olacağını düşünüyor. “Bazen gençler bize bakıp ‘Çok cesursunuz’ diyorlar. Fakat bizim sahip olduğumuz tek şey işsizlik ve işgal evleriydi ve üstelik CCTV’miz falan da yoktu. Şimdiki gençlere hayranlıkla bakıyorum.”


Çeviren: Fatma Yalçın
Kaynak: Time Out London 


Farazi Dergi’de üretilen yazılı veya görsel içerikler, kaynak gösterildiği müddetçe çoğaltılabilir, yayınlanabilir.

Yorumlar

yorum

Fatma Yalçın hakkında 2 makale
1990 doğumlu. Mersin Üniversitesi İngiliz Dilbilimi bölümü öğrencisi. Kendini Akdenizli hisseden bir Doğulu. Kahve bağımlısı. Dilbilim, sosyoloji, psikoloji, sinema, edebiyat ve sanat ilgi alanlarından başlıcaları.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*