Beden olumlama hareketine verdiğimiz destek neden daha açık fikirli olmalı?

New York’ta bir beden olumlama panelinde oturuyorum ve etrafım sayısız blogger, aktivist, sanatçı ve dostla sarılı.

Beş kadın, hemen yanımdaki sahnede içlerini döküyorlar. Yeme bozuklukları, sorunlu büyüme hikayeleri, yaşam boyu süregelen hor görülme, diyet kültürü yüzünden yaşamlarını durdurma noktasına gelen özgüvensizlik, ana akım medyanın baskısı ve beden hoşnutsuzluğu üzerine tartışıyorlar.

Hepsi birer güç merkezi. Öz sevgi ve mücadeleleri konusunda da oldukça radikaller.

Panelin hemen akabinde “feminist” ve “beden olumlaması” yapan bir stand-up gösterisi var. İlk komedyen sahneye çıktığında, “çok fazla cupcake” yediği ve “çok fazla kilo” aldığı için normal bedenindeki pantolonuna sığmadığı konusunda bir espri yapıyor.

Bir sonraki kişi ailesindeki “şişman, çirkin kız kardeş” olmanın nasıl bir şey olduğunu anlatıyor. Kendisi oldukça zayıf görünüyor. Üçüncü kişi ise “koca kıçı” yüzünden dalga konusu olduğunu gülerek anlatıyor. O da incecik biri.

Böylelikle “beden olumlama” panelindeki tüm zayıf komedyenler rahatsız edici ve tamamıyla uygunsuz birer şişmanlık şakası paylaşıyorlar.

Gösteriden sonra kadınlardan biriyle sohbet ederken (nihayet o da kalabalığın çoğunluğunun küplere bindiğini anladıktan sonra) kendisinin veya meslektaşlarının sözlerinin neden sorunlu olduğunu anlamadığını fark ettim.

Şişmanlığın ve şişman insanların komediye hizmet ettiği yönündeki basmakalıp düşünce, kendisinin de aslında “beden olumlama savunucusu” bir insan olduğu inancıyla sürüp gidiyor.

Bu sıra dışı bir durum değil.

“Beden olumlama” terimi yayıldıkça insanlar da bu terimi müphem bir slogana dönüştürdüler: “Tüm bedenler güzeldir.” Ancak çoğu zaman aynı kişiler tüm bedenlere eşit şekilde davranılması konusunda güvence vermiyor veya bunun için savaşmıyorlar. Ya da daha kötüsü, farklı bedenlere sahip insanlara karşı olan küçümseyici tavırlarını saklamak için herhangi bir çabada dahi bulunmuyorlar.

Beden olumlama kavramı, esasen kilolarıyla barışık olma ve bunun uzantısı olan eşcinsel bedenler, farklı renkteki bedenler ve engelli bedenlerin temsili hareketinden doğmuştu. 2012’de blog yazmaya başladığımda “Beden Olumlama” kavramı, çoğunlukla diyet kültürünün zararlı etkileri ve medya tarafından körüklenen tek düze güzellik kalıplarıyla mücadele etmek isteyen aktivistler tarafından kullanılıyordu.

Bu kavram, şişmanların günümüze kadar süre gelen sağlık sigortasından men edilme, herkesten daha az maaş alma, şişman olmak bir suçmuş gibi davranılma ve genel olarak aşağılanma gibi şekillerde cezalandırılmalara maruz kaldıklarını çok iyi anlayan kişiler tarafından kullanılıyordu.

Her köklü değişimin popülerleşmesinde yaşandığı gibi (çoğu zaman “kadın gücü” olarak pamuk şekere bulanan “feminizm”e bakın mesela) bu hareketin de yozlaştırılması endişe verici derecede gerçekçi geliyor artık.

“Bir bireyin beden olumlama yaklaşımı daha ne kadar açık görüşlü olabilir?” sorusunun bazı bariz cevapları aşağıdaki listede yer alıyor.

İyi haber şu ki hepimiz bu konuda kendimizi geliştirmek için çabalayabiliriz. Bunun ilk adımı ise sorunları biraz daha bariz hale getirmek.

1. Sağlıklı Oldukları Sürece Şişman İnsanların “Kabul Edilebilir” Olduğunu Düşünüyorsunuz

Eğer bu söz size yakın geliyorsa o zaman “sağlık” kelimesini bir güzellik standardı haline getirmişsiniz demektir.

Ancak bu aşırı garantici bir düşünce tarzı. Herkesin “mükemmel” sağlığa sahip olmasını ummak, hepimizin aynı fiziksel ve zihinsel özelliklere sahip olduğumuzu varsaymak demektir. Hastalık veya rahatsızlıklar işin içine dahil bile edilmiyor. Keza sağlığın bireyden bireye göre değişen bir kavram olduğu gerçeği de göz ardı ediliyor.

Ayrıca bu bakış açısı “sağlık” kavramının, özellikle de söz konusu şişman insanlar olduğunda, toplum tarafından kabul görmek için bir ön koşul olduğunu ima ediyor.

En nihayetinde insan insandır. Her birey fit olsa da olmasa da, sağlıklı olsa da olmasa da insan muamelesi görmeyi hak ediyor.

İşin gerçeği şu ki pek çoğumuz hem sağlıklı hem de sağlıksız aktivitelerde bulunuyoruz. Ya sigara içiyor ya da tek gecelik kişilerle korunmasız seks yapıyoruz. Ya ekipmanlarımız tam olmadan dağ tırmanışı yapıyor ya da otoyolda hız yapıyoruz. Ya bir hafta veya bir ay boyunca sürekli dışarıdan yemek yiyor ya da kendimizi dağıtana kadar içiyoruz.

Sonuçta tüm bunlar bizim kararımız. Hiç kimse bir başkasının hayatı üzerinde söz sahibiymiş gibi davranamaz.

2. Şişman Bedenlerin Güzel Olduğunu Düşünüyorsunuz, Fakat Yalnızca Belirli Durumlarda

Beden olumlama hareketi çoğunlukla açık tenli az kilolu bireyleri – “doğru yerlerde kilosu olanları” yani balık etli bireyleri desek daha doğru – içeriyor. Söz konusu bireylerin çoğu da beyazlar veya açık tenliler.

Bu insanlar hiç şüphesiz büyük beden moda endüstrisi ve beden olumlama hareketinde bir yere sahipler. Gelgelelim tartışmayı bu insanlar üzerinden yürütmek, gerçekten şişman olan kişilerin görünürlüğü ve temsili konusunda hiçbir işe yaramıyor.

Büyük olasılıkla işte bu gerçekten şişman kişiler, VKİ (Vücut Kitle İndeksi) değerleri yüzünden sağlık hizmetlerinden men edilen, hala kıyafet bedeni seçenekleri olmayan, herhangi bir yere uçakla gidebilmek için iki kat para ödeyen veya öncesi ve sonrası reklamlarında “öncesi” olarak gösterilen kişiler.

Bu yaklaşım tarzı, ırk ve şişmanlık bir araya geldiğinde ortaya çıkan sorunlarla baş etme konusunda da hiçbir işe yaramıyor.

Beden olumlama savunucusuysanız eğer, şişman vücutların 46 bedenle bitmediğini bilmeniz gerekir.

Her türlü şekil ve görüntüye sahip olmalarıyla beraber şişman bireylerin pek çoğu kum saati tipinde veya beyaz değiller. Ancak hepsi fıstık gibiler.

3. ‘Kadınlık’ Tanımınızın Altında Transseksüel Kadınlara Yer Vermiyorsunuz

Trans hakları (ve ortada hak namına bir şey olmadığı gerçeği) 2016’da popüler bir konu haline gelmesine rağmen pek çok beden olumlama savunucusu hala transseksüel kadınlar adına ortam yaratmak için yeterince çaba harcamıyorlar.

Feminizm ve kadınlık kavramlarını vajina odaklı bir söylem haline getirerek, bütün kadınların vajinalarının olmadığı gerçeğini göz ardı ederek veya trans bir birey olarak var olmanın daha fazla ötekileştirmeye sebebiyet verdiğini görmezden gelerek, hala pek çoğumuz transları incitmeye devam ediyoruz.

Oldukça basit ve açık aslında; kapsayıcı bakış açınız, transseksüel kadınları unutuyor veya onları görmezden geliyorsa demek ki o kadar da kapsayıcı değil.

Söz konusu beden imajı ve daha pek çok mesele olduğunda, transseksüel kadınların da mücadelelerini dinleme zamanı geldi artık.

4. Engelli Bedenlerin Yeterli Düzeyde Temsil Edildiğini Düşünüyorsunuz

Engelli bireylerin temsili konusunda ne kadar büyük bir yetersizlik söz konusu olduğunu hiç düşündünüz mü?

Beden olumlama reklamlarında tekerlekli sandalyeli, koltuk değnekli veya işitme cihazı takan insanların yokluğu sizi rahatsız ediyor mu? Hiç ünlü bir şişman ve engelli modelin veya beyaz olmayan engelli bir modelin olmaması sizi de rahatsız etmiyor mu?

Ne yazık ki ana akım beden olumlama hareketinin engelli haklarını destekleme konusunda daha katedecek çok yolu var.

Ancak engelli çocukların bir dergi veya gazeteyi açtıklarında karşılarına kendileri gibi birinin çıkmasının tam zamanı.

5. Size Göre Balık Etli İnsanlar İyi Hoş Ancak Şişman Aktivistler Tehlikeli

Obeziteyi “teşvik ettiğim” veya “övdüğüm” için insanlardan sürekli saldırı nitelikli e-postalar alıyorum.

Çoğu kez bu tarz e-postalar, esas hedefimin herkesi şişmanlatmak olduğuna, yoldan geçenlerin baldırları arasındaki boşlukları yok etmeye çalıştığıma ve 4. derece şişman göbeğiyle çocukların beyinlerini yıkayacağıma inanan kişilerden geliyor.

Bireyin bedeninin boyutlarının o kişinin sağlığı hakkında hiçbir bilgi vermeyeceği gerçeğinden bahsetmeme gerek yok herhalde.

Kiloyla alakalı veya değil, estetik tekdüzeleştirmenin bana göre olmadığından da bahsetmemeliyim. Ayrıca obezite güzellemesi yaptığımdan da bahsetmeme gerek yok sanırım, tabii eğer güzellemeden kastınız birini “güzel hissettirmek” ise.

Bu, bence, şişman bedenlere genellikle ne kadar az övgü ve saygı gösterildiğini düşündüğümüzde çok önem kazanıyor.

Gerçek şu ki şişman aktivistler binlerce insanın yani sürekli öz sevgi, öz saygı ve öz bakımın sadece beden boyutlarıyla doğru orantılı olduğu söylenen insanların hayatında hep pozitif ve ilerici güç olmuşlardır.

6. Tüm Kadınlar ve Feminen Lezbiyenlerin Eşit Derecede Tahammülsüzlükle Karşılaştığını Dile Getiriyorsunuz

Bu görüşten önce tüm kadınlar hiç şüphesiz kadın düşmanlığı ve cinsiyetçilikle karşılaşıyorlar diyebilirim. Bu kadın düşmanlığı ve cinsiyetçilik, dış görünüşünü belirli kalıplara uydurma baskısıyla kendini gösteriyor ve bu da insanların beden imgelerinin içine ediyor.

Bununla birlikte eğer feminen güzelliği Batılı toplumların tanımına göre yorumlamak isterseniz, bu güzelliğin aşırı beyaz, aşırı zayıf, kesinlikle engelsiz ve fazlasıyla heteronormatif olduğunu ve vücut ölçüleri konusunda Avrupai standartlara aşırı derecede bağlı kaldığını göreceksiniz.

Bu da demek oluyor ki söz konusu standarttan sapmak dışlanma veya ötekileştirmeyle sonuçlanacak. Bu yoldan ne kadar saparsanız sapın dışlanma veya ötekileştirme seviyesi de o kadar artacak demektir.

Sırf bu yüzden zayıf beyaz bir kadının küçümsenmesi, şişman beyaz bir kadından daha az olası. Kum saati tipindeki şişman bir kadından nefret edilmesi, tostoparlak gibi görünen şişman bir kadından daha az mümkün. Ancak şişman, tostoparlak ve beyaz olmayan bir kadın tüm bu grup içinde en çok dışlanan taraf olacaktır.

7. Yine de Belirli Vücut Tipleri Belirli Kıyafetleri Giymeli Fikrini Destekliyorsunuz

Yalakalık mantığı, sözde beden olumlama savunucuları arasında çok yaygın bir durum. Bu mantık, belirli kıyafetlerin belirli vücut tipleri tarafından giyilmeye değer olduğunu destekliyor. Buna biz kendi aramızda “çakallık” diyoruz.

Size bir lafım var: moda kuralları saçmalığın daniskası. İnsanlar o renk, ten renkleriyle “çakışıyormuş”, o elbisede popoları “aşırı” büyük görünüyormuş, şişman bedenleri sokakta ne kadar çok kişinin gözlerini üzerlerine çekecekmiş veya kıyafetleri hakkında her ne düşünüyorsanız işte bunlara aldırmadan kendilerini mutlu edecek kıyafetleri giymeyi hak ediyorlar.

8. Kilo Verme ve Estetik Ameliyat Reklamları Sizin Beden Olumlama Hareketinizin Bir Parçası

Kişisel güçlerini keşfetme konusunda kimseye akıl verecek değilim.

Eğer kilo vermek veya estetik ameliyat olmak pozitif anlamda gerçekten hayatınıza yön verecekse (ve bunu sadece bir başkası istediği için yapmıyorsanız) o zaman devam edin. Bunları tercih etmek sizin seçiminiz, tıpkı benim tercih etmemeyi seçtiğim gibi.

Ancak lütfen söz konusu tercihleri bu aktivizm hareketinin bir parçası haline getirmeyin.

Bu tercihlerin kökeni, kadınları fazla yaşlı, şişman, buruşmuş, düz memelere sahip, çatlaklarla kaplı ve asla yeterli değilmiş gibi hissettirmeye dayanıyor.

Size kendinizi güçlü hissettiren şey özünde herkes için öyle olmayabilir. Ayrıca bu kararın “radikal” bir yanı da olmayabilir. Bu konuda biraz daha düşünceli olmayı deneyin.

9. Diğer İnsanların Vücutları Hakkında Çok Fazla Düşünüyor veya Konuşuyorsunuz

Bahse girerim ki vücudunuz veya şu andaki diyetiniz dışında konuşacak çok daha ilgi çekici yönleriniz var.

Ayrıca yine bahse girerim ki bu veya şu kişi o kıyafetin içinde nasıl görünüyor mevzusundan çok daha fazla söyleyecek şeyiniz var. İnsanların vücutları bizim tüketimimiz ve irdelememiz için yaratılmadı. Bunun için var olmadılar.

Ne yazık ki kadınlar çoğu zaman bedenler hakkında konuşmaktalar. Kendi bedenlerini, arkadaşlarının bedenlerini, ünlülerin bedenlerini ve hatta köpeklerin bedenlerini irdeleyerek bir ortak payda bulmaya çalışıyorlar.

Belki politika seviyorsunuzdur. Belki aklınızdan çıkmayan bir kitap okumuşsunuzdur. Son zamanlarda çok sevdiğiniz bir tabloyla karşılaştınız mı? Veya hani şu feminist sitedeki makaleye ne dersiniz? Siz ve partneriniz hafta sonu ne yaptınız? Dün gece vaktinizi hangi absürd pembe diziyi izleyerek harcadınız? O bahsettiğiniz proje nasıl gidiyor?

Bu konular hakkında konuşmayı deneyin. Tecrübelerime dayanarak söyleyebilirim ki eğer böyle yaparsanız çok daha ilginç bir öğle yemeği randevusu, arkadaş toplantısı ve hatta hayat geçireceksiniz.

***

Belki de tek yapmamız gereken aslında budur.

Çoğu zaman kendimizi vücudumuzla kısıtladık. Bize ya eksiksin ya da fazlasın denildi. Ahlaki pusulamızın bedenlerimizin şekliyle doğru orantılı olduğu söylendi. Bu yüzden çevremizdekiler tarafından daha çok kabul görmek adına vücutlarımızı değiştirmeye zorlandık.

Hâlbuki beden olumlama hareketi esasında bu sorunlu bakış açısını değiştirmek adına bir başkaldırı olarak doğdu. Ancak ne yazık ki son zamanlarda bu hareket büyük boyutta söz konusu sorunlu bakış açısına hizmet ediyor.

Eğer bilincimizi doğru şekilde davranışlarımıza ve sözlerimize aktaramazsak bu durum değişmeyecek.

Beden olumlama hareketini popüler tanımından uzaklaştırmalı ve onu her zaman ait olduğu yere, o eski radikal köklerine döndürmeliyiz.


Çeviren: Fatma YALÇIN
Kaynak: Everyday Feminism


Farazi Dergi’de üretilen yazılı veya görsel içerikler, kaynak gösterildiği müddetçe çoğaltılabilir, yayınlanabilir.

Benzer İçerik:

Yorumlar

yorum

Fatma Yalçın hakkında 2 makale
1990 doğumlu. Mersin Üniversitesi İngiliz Dilbilimi bölümü öğrencisi. Kendini Akdenizli hisseden bir Doğulu. Kahve bağımlısı. Dilbilim, sosyoloji, psikoloji, sinema, edebiyat ve sanat ilgi alanlarından başlıcaları.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*