Tarihte yeni bir ses olma mücadelesi: Osmanlı Dönemi’nde Ermeni ve Türk kadın hareketleri (1)

Osmanlı’daki ve Cumhuriyet’in kurulmasının zemininin oluşturulduğu dönemdeki Ermeni kadın hareketiyle Türk kadın hareketinin incelenmesi aşamasında yürütülen tartışmaları karşılaştırmalı olarak ele aldığım bu yazı dizisinde modern ulus inşası sürecine bu kadınların hangi kimlikler ve amaçlar çerçevesinde dâhil edildiğini tartışacağım.

Tarihten Kadın Sesleri

Tarihler boyunca, tarih yazını da dâhil birçok alanda kadını görmezden gelen sistemler ve yaratılan eril anlayışlar, aynı bilinçli aşamayı şekillendirirken; modernleşme, ulusallaşma vb. çerçevelerle feminizmin alanı daraltılmaya çalışılmıştır. Bu aşamalar etrafında gelişen süreçlerde, bir hareketin “istenilen” aşamalara evrilmesi de bu bilinçli sürecin şekillenmesinde etkili rol oynamıştır. Bu evrimle-evriltme süreçleri erkek temel alınarak yapılmış, tarih anlayışı erkeğin özne konumunu meşrulaştırmaya devam etmiştir. Osmanlı Dönemi kadın hareketi modernleşme sürecinde görmezden gelinen, yok sayılan bir hareket olmuş; tarih anlayışı, kadın hakları bağlamında ele alınan süreci Cumhuriyet’e ve onun yarattığı ulusalcı modernist anlayışa indirgemiştir.

Osmanlı kadın hareketi görmezden gelinirken, bu hareket içinde azınlık kimliğe sahip kadınlar da bu modernleşme-ulusalcılık inşası sürecinden etkilenmiştir. Osmanlı Dönemi kadın hareketinde dernekler, cemiyetler, dergiler vb. faaliyet alanları kadınların özne olma mücadelesi gösterdikleri alanlardan bazılarıdır. Ne yazık ki bu alanlar görmezden gelinmiş; yazın dünyasında da hak ettiği değere kavuşamamıştır. Yazın dünyasında kendine yer bulabilen alanlardan bazılarıysa eksik kalmıştır. Bir Adalet Feryadı Osmanlı’dan Türkiye’ye Beş Ermeni Feminist Yazar 1862-1933 kitabı Türkçe olarak basılan ve Osmanlı dönemi kadın hareketini ayrıntılı inceleyen ilk ve tek basılı kaynaktır.* Bu aşamada Türkçe eserlerin yanı sıra Feminism and Gender Democracy, “İstanbul Kadın Müzesi” internet arşivi gibi feminist haber sayfaları ve arşivlerde yayınlanan haberler-makaleler bu konuyu daha kolay kavrayabilmek açısından başvurulabilecek sayfalardan bazılarıdır.

Ermeni kadını bu dönemde Türk kadınıyla benzer bir yol izleyerek sesini yazılı olarak duyurmaya ve başka yerlerdeki kadınlara ulaştırmaya odaklamıştır. Osmanlı Dönemi’ndeki kadınlar olarak taleplerini yazılı eserler aracılığıyla kendi “mahrem-özel alanlarında” şekillendiren bu kadınlar, dönemin akımlarından etkilenmiş ve dünyada hız kazanan değişimlerle birlikte feminizm hareketinin de takipçisi olmuşlardır. Bu da onların toplumdaki statülerini yeniden ele almalarını sağlamıştır:

On dokuzuncu yüzyılda Osmanlı Devleti de siyasal, sosyal ekonomik, eğitim, hukuk ve düşünsel alanda ortaya çıkan değişimlerle yapısal bir dönüşüm geçirmiş; bundan Osmanlı kadını da etkilenmiştir. Geleneksel temeller üzerine kurulu Osmanlı Devleti’nin modernleşmesine öncülük eden yapısal değişimler, özellikle II. Meşrutiyet döneminde gündeme getirilmiş; Osmanlı siyasal yapısı, farklılaşma merkezileşme, laikleşme özgürleşme sürecine girmiştir. Modernleşme sadece siyasal yapıda değil, toplumun yeniden yapılanmasında da belirleyicidir. Eğitim, hukuk, ekonomi, toplumsal yaşam her yönüyle değişmeye başlamıştır. Bu belirleyiciliği kadının konumunda da gözlemek mümkündür. Osmanlı kadınının konumu, modernleşmeye paralel olarak değişmeye başlayacaktır [1].

Bu modernleşmenin Ermeni kadın hareketinde de Türk kadın hareketinde de benzer tezahürleri vardır. Bu tezahürler yazılı eserler, dernekler ve cemiyetler etrafında şekillenmiştir. Modernleşmeye eklemlenme aşamasında bu araçların rolü büyük olmuş, kadınlar “yeni kimlikleriyle” bu harekette var olma mücadelesi vermiştir.

Tarihte Yeni Bir Ses Olma Mücadelesi

Zabel Yesayan

Osmanlı dönemi geleneksel bir toplum yapısını içinde barındırırken, kadınları bu eril geleneksel anlayışın beklentileriyle şekillendirmeye devam ediyordu. Birinci dalga feminizminden etkilendiğini gözlemlediğimiz bazı kadınlar, çeviriler yaparak ve yazın dünyasını yeniden şekillendirerek tarihte yeni bir ses olma mücadelesi vermişlerdir. Bu da tarihteki kadın öznelerin varlığının bir kanıtı olacaktır. Özne olma mücadelesi veren bu isimlerden bazıları şunlardır: Fatma Aliye, Ulviye Mevlan, Nezihe Muhittin, Elbis Gesaratsyan, Sırpuhi Düsap, Zabel Asadur, Zabel Yesayan, Hayganuş Mark… Bu kadınların özne olma mücadelesi modernizm çerçevesinde eritilirken, eril tarih anlayışı sadece Cumhuriyet dönemi kadın hareketine “gereken” vurguyu yapmıştır. Cumhuriyet dönemindeki hakların elde edilme süreci ve mücadelesi, bu kadınları tarihe gömmeyi hedeflemiş ya da tarihte kendi çıkarları çerçevesinde var etmiştir. “Modernist üst kuramlar, her farklı grubun farklı “tarihleri”ni silen “evrensel” bir “insanlık tarihi” yanılsamasını temellendirir ve meşrulaştırır. Evrenselci söylemler, “insanlığı” beyaz, egemen erkeklerin temsil etmesine izin verir” [2]. Bu erkeği tek özne kabul eden tarih anlayışı ve bu anlayışın şekillendirdiği söylemler-ideolojiler, kadınların hak taleplerini engelleyememiştir. Söz edilen “farklı tarihler” Ermeni ve Türk feminizminin temellerini oluşturmuştur.

Osmanlı Dönemi Kadın Hareketinde Ermeni ve Türk Kadınların Benzer Yönleri

Kadın dernekleri, cemiyetler, gazeteler, dergiler ve romanlar kadınların “yeni sesinin” duyulmasını sağlayan araçlardı**. Bu aşamada Ermeni kadın hareketi ve Türk kadın hareketi benzer yöntemlere başvurdu. Fatma Aliye, Hanımlara Mahsus Gazete’de kadınların yaşadığı sorunları yabancı kadınlara ve Osmanlı kadınlarına aktarırken görücü usulü evliliği, çok eşliliği vb. eleştirmiş; Sırpuhi Düsap da Siranuş adlı romanında kadın cinselliğine ve romantik aşka vurgu yaparak benzer konuları eleştirmiştir [3].*** Bu konular şekillenmeye devam etmiş ve kadın sorunları tahlil edilmiştir. Bu tahlil sürecinde benzer talepler olsa da Ermeni kadını ve Türk kadını “ortak bir ses” yoluna başvurmamıştır. Ekmekçioğlu ve Bilal, Ermeni kadın hareketine dair yazdıkları kitapta bunu şöyle aktarmışlardır: “Ancak çatışan milli çıkarlar Osmanlı Türk ve Osmanlı Ermeni kadınlarının bir arada çalışmasını imkânsız hale getirdi” (2006).

Bir arada çalışmanın “imkânsızlaştırıldığı” bu dönemde, kadınlar “ortak” taleplerinden vazgeçmemişlerdir. İki kadın hareketi de eğitim vb. hak taleplerini dillendiren yazılar yayınlamaya, dernekler etrafında toplanmaya devam etmişlerdir. Kadınlar Dünyası, Hay Gin gibi dergiler kadınların sesi olmaya devam etmiş; Türk Kadınlar Birliği, Osmanlı Müdafaa-i Hukuk-ı Nisvan Cemiyeti, Milletperver Kadınlar Cemiyeti, Okulsever Kadınlar Cemiyeti gibi dernekler kadınların taleplerini hayata geçirmelerini büyük ölçüde sağlamıştır [3].

Elbis Gesaratsyan

Ne yazık ki yazın dünyasındaki en büyük sorunlardan biri, araştırmacıların kronolojik sıralamada, Ermeni Kadın hareketinin sorunları ele alırken bir araç olarak başvurduğu dergileri görmezden gelmesidir. Osmanlı dönemindeki Ermeni kadınlar da Türk kadınlar da benzer şekilde seslerini duyurmaya çabalamış olsalar da yapılan ve tarihe yansıtılan çalışmalar eksik kalmıştır. Osmanlı Döneminin ilk kadın dergisi 1862 yılında Elbis Gesaratsyan tarafından yayınlanan Gitar dergisi olsa da bu derginin adına, Türkçe yazınlarda, Bilal ve Ekmekçioğlu’nun kitabından önceki çalışmalarda “ilk kadın dergisi” olarak yer verilmemiştir [4]. Gesaratsyan bu dergiyi yedi sayı çıkarabilmiştir. Bu dönemde kadınların maruz bırakıldığı sorunları Diğer Türk kadın dergilerindeki gibi ele almış, kadınların eğitilmesi gerektiğinin önemini vurgulamıştır.

Dernekler, cemiyetler, dergiler etrafında şekillenen talepler; çok eşliliği, kadın cinselliğinin-özel alanın mahremiyetini, görücü usulü evliliği keskin bir şekilde eleştirebilen kadınların seslerini duyuracak araçlar olmuşlardır. Seslerini duyurmak isteyen kadınlar, bu aşamalarının haklılığı için de eğitimi başköşeye koymuşlardır. Dergiler birçok talebi dillendirmiş, kadınların sorunlarını olabildiğince çok kişiye anlatma kaygısıyla ve çözüm bulmaya yönelik araçlar haline gelmiştir. Bu nedenle yalın bir dil tercih edilmiş, Ermeni kadınlar da Türk kadınlar da seslerini duyurmaya devam etmişlerdir.

Notlar:
*Bazı kadın bloklarında bu esere atıfta bulunan yazılara yer verilse de bu konuya dair Türkçe basılı kaynağa rastlamamaktayız. Kitabın yazarları “Literatürdeki Sorunlar” bölümünde bu konuyu ele alırken üç temel problemden ve ana kategoriden bahsetmişlerdir: “(1) Osmanlı ve Türk kadın terimlerinin özdeş kullanımı, (2) Kronolojik tespit sorunları, (3) Anlatı örgüsüne dayalı sorunlar.” (Bilal, Ekmekçioğlu 2006).

**Bu dernek, cemiyet ve okullarda kız çocuklarının eğitimi, yoksullar için para biriktirme, kıyafet yardımı vb. amaçlar güdülmüştür. Bu amaçlar Ermeni kadın hareketinde de Türk kadın hareketinde de benzer şekilde ele alınan konuları-sorunları belirlemiştir. Bknz: “Armenian Women in Turn-of-the-Century Iran: Education and Activism” (Houri Berberian), Osmanlı Kadın Hareketi (Serpil Çakır).

***Hürriyet’in Daily News website ekinde William Armstrong Zabel Yaseyen’ın görücü usulü evliliğe bakış açısına yer vermiştir. Düsap’la benzer şekilde, dönemin Ermeni feminist kadınları, toplumun muhafazakârlığına karşı keskin görüşlerini dillendirmişlerdir.
Bknz: http://www.hurriyetdailynews.com/the-renaissance-of-an-ottoman-armenian-feminist.aspx?PageID=238&NID=78229&NewsCatID=474

Benzer İçerik:

Yorumlar

yorum

Dicle Paşa hakkında 9 makale
Antakya’yı sıcağıyla selamlayan bir temmuz gününde, yeşil soğanıyla ünlü Mağaracık’ta doğdu. Üniversite lisans eğitimini; Hacettepe Üniversitesi, İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirerek tamamladı. Hacettepe Üniversitesi, Kadın ve Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları’nda yüksek lisans yapıyor. Doğayı, hayvanları, edebiyatı ve Orta Doğu sinemasını çok seviyor. Her türlü ayrımcılığa ve cinsiyetçi söyleme karşı.

1 geri izleme / bildirim

  1. Tarihte yeni bir ses olma mücadelesi: Osmanlı Dönemi’nde Ermeni ve Türk kadın hareketleri (3) – Farazi Dergi

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*